Toplumların gelişmişlik seviyesi, toplum bireylerinin eğitimleriyle doğru orantılıdır. Doğru eğitim, sadece iyi okullarda okuyup, birden fazla dil bilmekle sınırlı değildir. Her insanın kazanması gereken temel değer, iyi birey olmaktır. İyi her ne kadar göreceli bir kavram olsa da, bizim için çevresine yani insanlara, hayvanlara ve doğaya karşı saygı duyup, onlarla birlikte daha iyi yaşamak amacıyla dünyayı güzelleştirme çabasıdır.

 

İstanbul’un hangi semtine giderseniz gidin karşınıza, savunmasız ve ihtiyaç sahibi sokak hayvanları çıkacaktır. Peki çevreye karşı hiçbir zararı ve rahatsızlığı bulunmayan bu sevimli canlılar neden ihtiyaç sahipleri, hiç düşündünüz mü?

 

Her ne kadar “iyi” kimselerce sokak hayvanları düşünülüp, sokaklara bir kap su ve bir kap mama konulsa da, İstanbul çok büyük bir şehir ve sahip olduğu sokak hayvanı sayısı da bununla doğru orantılı.

 

Evde ve sokakta hayatın hemen hemen her noktasında hayvanlarla iç içe bir hayatımız var. Şüphesiz ki kedi veya köpek olamayan bir sokağa girdiğimizde aklımızdan “acaba neredeler” sorusu geçiyordur.

 

Sokakların ve evlerin neşesi olan bu sevimli minik dostlar, her ne kadar iyi insanların yardımlarıyla sokakta hayata tutunmaya çabalasalar da, bu çabalar da ancak bir noktaya kadar yetebiliyor. Bu noktada devreye giren hayvan barınakları, sevgiye, bakıma ve mamaya ihtiyacı olan bu sevimli minik dostlar için harika bir yuva oluyor.